plein

Fransızca plein nedir, Fransızca - Türkçe sözlük plein ne demek?

I
adj
1 rempli dolu [do\'ɫu]
◊ une valise pleine — dolu bir bavul
◊ La bouteille est pleine d\'eau. — Şişe su dolu.
2 qui a beaucoup de dolu [do\'ɫu]
◊ une dictée pleine de fautes — yanlışlarla dolu bir imlâ alıştırması
3 entier tam [tam]
◊ travailler à plein temps — tam zaman çalışmak
◊ la pleine lune — dolunay
◊ plein tarif — tam tarife
4 en plein tam içinde
◊ en plein air — açık havada
◊ en plein jour — güpegündüz
◊ être en plein travail — işinin tam içinde olmak
II
prép
dolu [do\'ɫu]
◊ avoir de l\'argent plein les poches — cepleri para dolu olmak
III
adv
çok [ʧok]
◊ avoir plein d\'argent — çok parası olmak
IV
n m
contenu total dolu [do\'ɫu]
◊ faire le plein (d\'essence) — benzin doldurmak

, e  /pleñ, en / adj dolu; dolgun; tüm, tam; som; (hayvan) gebe, yüklü à plein temps tümgün, tamgün à pleines mains bol bol à pleines voiles pupa yelken en plein air açık havada en plein soleil güneşin alnında en pleine mer açık denizde en pleine rue yolun ortasında, sokak ortasında en pleine nuit gecenin tam ortasında en plein jour güpegündüz pleine mer açık deniz pleine de ile dolu pleine lune dolunay plein de vin sarhoş plein pouvoir tam yetki toutpleine pek


Fransızca - Türkçe sözlüğünde Fransızca plein kelimesinin Türkçe manası nedir? Fransızca dilindeki plein kelimesinin Türkçe dilindeki manasını yukarıda okuyabilirsiniz. plein diğer dillerde anlamlarına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Was this article helpful?

93 out of 132 found this helpful