put

İngilizce put nedir, İngilizce - Türkçe sözlük put ne demek?

adj. hareketsiz, sabit
————————
n. para koyma, yatırma, atış, fırlatma, hamle
————————
v. koymak, bırakmak, yerleştirmek, tıkmak, atmak, sokmak, çevirisini yapmak, tercüme etmek, para koymak, yatırım yapmak, yüklemek, kurmak, sınamak, denemek
* * *
koy
* * *
[put]
present participle - putting; verb
1) (to place in a certain position or situation: He put the plate in the cupboard; Did you put any sugar in my coffee?; He put his arm round her; I\'m putting a new lock on the door; You\'re putting too much strain on that rope; When did the Russians first put a man into space?; You\'ve put me in a bad temper; Can you put (=translate) this sentence into French?) koymak
2) (to submit or present (a proposal, question etc): I put several questions to him; She put her ideas before the committee.) sormak, sunmak
3) (to express in words: He put his refusal very politely; Children sometimes have such a funny way of putting things!) söylemek, anlatmak
4) (to write down: I\'m trying to write a letter to her, but I don\'t know what to put.) yazmak
5) (to sail in a particular direction: We put out to sea; The ship put into harbour for repairs.) denize açılmak, gitmek
•
- put-on
- a put-up job

- put about

- put across/over

- put aside

- put away

- put back

- put by

- put down

- put down for

- put one\'s feet up

- put forth

- put in

- put in for

- put off

- put on

- put out

- put through

- put together

- put up

- put up to

- put up with

koy

/put/ e. koymak, yerleştirmek; açıklamak, ifade etmek; çevirmek, tercüme etmek; sormak; yazmak, oymak; (gülle, vb.) atmak, fırlatmak; uydurmak; para yatırmak; bahis tutuşmak; yapmak, etmek, yüklemek, koymak; gitmek, ilerlemek, koşmak; önermek, teklif etmek, oya sunmak ¤ a. satma opsiyonu; vadeli borsa işlemi stay put kon. yerinde durmak, konduğu yerde kalmak put about kon. (haber) yaymak put across anlatmak, açıklamak, anlaşmasını sağlamak put an end to -e bir son vermek put and call çift ikramiyeli işlem put aside biriktirmek, bir kenara koymak put away kaldırmak, yerine koymak; saklamak, bir tarafa koymak; (para, vb.) sonrası için bir kenara koymak, ayırmak, saklamak; (yaşlı/hasta bir hayvanı) öldürmek; (düşünce) bırakmak, vazgeçmek, bir kenara atmak put back geri almak; geciktirmek; ertelemek put by (para, vb.) sonrası için bir kenara koymak, ayırmak, saklamak put down denetim altına almak, bastırmak, alt etmek; (yaşlı/hasta bir hayvanı) öldürmek; yazmak, not etmek; (for ile) listeye kaydetmek; (for ile) (birisini) ... yerine koymak, ... olarak görmek; (birini) küçük düşürmek, bozmak; (uçak) inmek/indirmek; depozit ödemek; (taşıttan) indirmek; (to ile) (nedenini) -e bağlamak put forth göstermek; önermek put forward (düşünce, öneri, vb.) ileri sürmek, öne sürmek, ortaya atmak; adaylığını koymak; (saat) ileri almak; (toplantı, vb.) daha erken bir tarihe almak, öne almak put heads together kafa kafaya vermek put in (gemi) limana girmek; kon. uğramak, takılmak; ... diye eklemek, araya girip söylemek; vurmak, çalmak; (iş, vb.) yapmak; (para/zaman) harcamak; talepte bulunmak, ricada bulunmak put in for ... için başvurmak; adaylığını koymak, başvuruda bulunmak; yarışa sokmak, yarıştırmak put into -e ... katmak; -e para vermek, para yatırmak; -e tercüme etmek, çevirmek; (gemi) -e girmek/sokmak put it there (anlaşma, uzlaşmada) ver elini put of more katlı opsiyon, daha fazlasını koyma put off ileriye almak, ertelemek; geciktirmek; (taşıttan) indirmek; atlatmak; cesaretini kırmak, hevesini kaçırmak; tiksindirmek; (su, gaz, vb.) kesmek, kapatmak; (radyo, ışık, vb.) kapatmak; (bir şey yapmasına) engel olmak, put on giymek, takmak; numarası yapmak, pozuna bürünmek, takınmak; artırmak, çoğaltmak, fazlalaştırmak; (kilo) almak; sahneye koymak; eklemek; Aİ. arg. işletmek, kafaya almak; (radyo, vb.) açmak; tedarik etmek, sağlamak, hizmete sokmak; (saat) ileri almak put on hold (the call) telefonu kapatmayıp beklemek put on one's thinking cap kafa yormak put on the dog çalım satmak put on the heat/screws/squeeze gözdağı vermek put one over on sb gürültüye getirmek put one's back into canını dişine takmak put one's finger on parmak basmak put one's hand to the plow canını dişine takmak put one's nose to the grindstone canla başla çalışmak put one's oar in burnunu sokmak put oneself out zahmete girmek put onto kon. hakkında bilgi vermek put option satma opsiyonu put out söndürmek; üzmek, canını sıkmak, rahatsız etmek, darıltmak; üretmek; yayınlamak; zorluk çıkarmak, zahmete sokmak put over (gemi) yana yatmak; anlatmak, açıklamak, anlaşılmasını sağlamak put paid to İİ. mahvetmek, berbat etmek, yok etmek put prices up fiyatları yükseltmek put sb through başarıya ulaştırmak; bağlamak put sb on a pedestal birini baş tacı etmek/baş üstünde tutmak put sb on the spot birini sıkboğaz etmek put sb through the wringer birisinin anasından emdiği sütü burnundan getirmek put sb's back up birini çileden çıkarmak put sth on paper bir şeyi kağıda dökmek put sth above olduğundan değerli görmek put sth up for auction açık artırmaya çıkarmak put sth up for sale satışa çıkarmak Put that in your pipe and smoke it! İster inan, ister inanma! put the blame on suçu -e yüklemek put through (bir işi) başarmak, başarıyla sonuçlandırmak, gerçekleştirmek; (telefon) bağlamak, istenilen numarayı vermek; (öneriyi) kabul ettirmek; telefon etmek; -e tabi tutmak, -e sokmak; (acı, vb.) çektirmek put to (good) use iyi kullanmak put to (kapı, vb.) sıkıca kapatmak; (gemi) sahile doğru gitmek/sürmek; -e tabi tutmak, sokmak; sunmak put to death öldürmek put together kurmak, (grup) oluşturmak; toplamak, bir araya getirmek; birleştirmek put two and two together düşünüp taşınmak put up kaldırmak, yükseltmek; (ilan, vb.) asmak; (fiyat) artırmak; misafir etmek, ağırlamak; yiyecek, yer, vb. sağlamak; -e adaylığını koymak; (para) sağlamak; satışa sunmak, satılığa çıkarmak; (iş, vb. için) önermek; yerine koymak, ortadan kaldırmak; (sanığı) mahkemeye çağırmak; (kavgada) kendini göstermek put up at a hotel otelde konaklamak put up to (bir şey yapma) fikrini vermek, ... aklını vermek; (bir şey) önermek put up with tahammül etmek, katlanmak, dayanmak, çekmek put words into sb's mouth avukatlığını yapmak Put your money where your mouth is! Halep oradaysa arşın burada


İngilizce - Türkçe sözlüğünde İngilizce put kelimesinin Türkçe manası nedir? İngilizce dilindeki put kelimesinin Türkçe dilindeki manasını yukarıda okuyabilirsiniz. put diğer dillerde anlamlarına aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Was this article helpful?

93 out of 132 found this helpful